Alevler ile yeni bir yıl ve Gazze

Dünya yeni yıla yine çelişkilerle girdi. İsviçre Alpleri’nde bir barda çıkan yangında 40 kişi hayatını kaybetti 115 kişi yaralandı… ABD’de New Orleans’ta çıkan apartman yangını 18 kişiyi evsiz bıraktı. Şehir aynı zamanda Bourbon Street’te bir yıl …

“`html

Dünyanın Yeni Yıla Girişi: Çelişkiler ve Umutlar

2024 yılına girdiğimiz şu günlerde dünya, bir kez daha çelişkilerle dolu bir tablo ile karşımıza çıkıyor.

İsviçre’nin Alpleri’nde bir barda çıkan yangın, 40 kişinin hayatını kaybetmesine ve 115 kişinin yaralanmasına sebep oldu. Bunun yanı sıra, ABD’de New Orleans’ta yaşanan bir apartman yangını, 18 kişiyi evsiz bıraktı.

Bu trajediler, şehirde bir yıl önce gerçekleşen ve 14 kişinin yaşamını yitirmesine yol açan terör saldırısının yıldönümünde gerçekleşti. Şehir, bu olaylar nedeniyle dört günlük yas sürecine girdi.

***

Ancak bu karamsar tabloya rağmen, yeni yılda siyasi arenada bazı umut verici gelişmeler de yaşandı.

New York’ta, Zohran Mamdani gece yarısı düzenlenen anlamlı bir törenle Belediye Başkanı olarak göreve başladı. Bugün (Perşembe), Brooklyn doğumlu ünlü Demokrat Senatör Bernie Sanders, City Hall önünde Mamdani’ye kamuya açık bir resmi yemin ettirecek.

Daha önce yapılan yemin törenlerine 4 bin kişinin katılması beklenirken, Mamdani’nin yemini için sokakta 40 bin kişinin bir araya gelmesi öngörülüyor.

Kur’an-ı Kerim üzerine yemin eden ilk New York Belediye Başkanı olan Mamdani, yerel değişimi simgelerken, aynı zamanda ABD siyasetinde kuşak ve yön değişimlerinin de bir habercisi oldu.

***

Küresel gündemin ciddi meselelerinden biri ise Orta Doğu’yla ilgili gelişmeler oldu. Eski Başkan Donald Trump’ın Türkiye’ye yapmayı düşündüğü F-35 satışlarına yönelik yaptığı “ciddi şekilde değerlendiriyoruz” açıklaması, Gazze savaşının ardından İsrail ve Türkiye arasındaki ilişkilerin yeniden tartışma konusu olmasına yol açtı.

Trump’ın “İsrail’e karşı kullanılmayacak” ifadesinin anlamı belirsizliğini korurken, Wall Street Journal’da yayınlanan bir görüş yazısında bu satışın “savaş çıkmasına neden olabileceği” konusunda uyarılar yapıldı. Durum, yalnızca İsrail ile sınırlı kalmayıp, Yunanistan ve Kıbrıs gibi daha geniş bir güvenlik çerçevesine doğru genişliyor.

Suriye konusunda ise 2026 yılı belirleyici bir dönem olarak öne çıkıyor.

Kuzeydeki olası federal yapı, SDG’nin Şam yönetimiyle yapacağı uzlaşma, güneydeki Golan’daki İsrail varlığı ve Türkiye’deki PKK’nın silahsızlanması tartışmaları bir bütün olarak değerlendiriliyor.

Ayrıca IŞİD’in bölgedeki varlığı tekrar gündeme geliyor ve Türkiye ile olan bağlantıları yakından izleniyor.

***

Yıl boyunca ABD’nin Suriye konusundaki yaklaşımı, ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın Osmanlı “millet sistemine” yönelik göndermeleri ve “ulus devlet inşası” yorumlarıyla şekillendi. Barrack, kökleri nedeniyle yönetimin politikalarından bağımsız farklı görüşler sunabiliyor.

Büyükelçinin, bölgenin tarihi ve kültürüyle olan bağı, Osmanlı dönemine dayanan Lübnan kökleriyle güçleniyor. Büyükelçi, Osmanlı İmparatorluğu’nu farklı toplulukların bir arada yaşayabilmesine örnek gösteriyor.

Bu yaklaşım, yalnızca “dini cemaat temelli yönetim” övgüsü olarak algılanmamalı; aynı zamanda etnik ve dini çeşitliliği de kapsayan bir çevre övgüsü olarak değerlendirilmeli.

***

İsrail, aralarında MSF veya Sınır Tanımayan Doktorlar olarak bilinen 37 uluslararası sivil toplum kuruluşunun faaliyet izinlerini iptal etme kararını hayata geçirdi.

Gazze’nin yeni yıla girişi ise pek iç açıcı değil. Hastanelerin ameliyathaneleri bombalanmış durumda. Amerikalı gönüllü doktorlar, PAMA çatısı altında uygulamalı eğitim hizmeti vermeyi sürdürüyor.

Acil cerrahlara ve çocuk yoğun bakım uzmanlarına acil ihtiyaç var. Han Yunus’taki çadır benzeri yapılar hastane işlevi görmeye çalışıyor. Malzeme eksiklikleri ciddi boyutlarda devam ediyor. Örneğin, hastanelerde dezenfekte edilmiş aspirasyon hortumları tekrar tekrar kullanılıyor.

Hayat, zorlu koşullara rağmen devam ediyor; insani yardım kurumları Ramazan öncesi kampanyalarını hızlandırmaya çalışıyor. Türk askeri ise bölgede istenmiyor.

Öne çıkan Türk yardım kuruluşu Hak İnsani Yardım Derneği, Gazze’deki faaliyetleriyle dikkat çekiyor. Trump, barış planlarının içine Gazze’yi alabilecek mi? Kentin geleceği ne olacak, Hamas’ın kalıntıları silah bırakacak mı yoksa durum olduğu gibi devam mı edecek? Zaman gösterecek.

***

Biraz geçmişe dönelim…

İntifada dönemi, kitlesel gözaltılar ve insan hakları ihlalleri gibi olumsuzluklarla anılırken, Arap dünyasında uluslararası gözlemcilerin de yer aldığı demokratik seçimler gerçekleştirildi. Bu seçimlerde Filistin Yönetimi’nin kontrolündeki Batı Şeria ve Gazze’de Hamas büyük bir başarı kazanmıştı.

ABD, bu seçimlerde Hamas’a karşı El Fetih’i destekleme çabalarına girişmişti. Sonuçlar, Hamas’ın 74, El Fetih’in 45 ve bağımsızların ise 13 sandalye kazanmasıyla son buldu. Yapılan seçimler, iki ayrı meclis toplantılarında devam etti. Bu süreçte, Türk ajanslarının (İHA) yayınları Filistin kanallarına aktarılmış ve canlı olarak izlenebilmiştir.

2007 yılında gruplar arasındaki çatışmalar sonucunda, Filistin yönetimi fiili olarak ikiye bölündü ve Hamas, Gazze’deki El Fetih üyelerine karşı sert önlemler aldı.

Filistin yönetiminin bölünmesinden sonra, Hamas’ın seçim kazanma potansiyeli görülmekle birlikte, Batı Şeria’da siyasi yasaklar nedeniyle seçimler gerçekleştirilemedi. Araplar için demokrasi, görünüşe göre pek de ulaşılabilir bir hedef olmaktan uzak.

İsrail siyasetinde barış yanlıları ve uluslararası destek arayışları devam ederken, 2010’lu yıllarda Hamas, Türkiye ve Katar desteği ile İsrail’in varlığını kabul etmeye başlamıştı. Ancak İsrail yönetimi bu durumu rafa kaldırdı.

Bugün, 7 Ekim sonrası Hamas’ın silahlı gücünün azalması ile birlikte, Gazze’deki durum zorlaşmaya devam ediyor. Silah bırakma talepleri gündeme gelirken, Hamas’ın direniş imajını koruma çabası sürüyor.

Gazze’de bağımsız bir otonomi sağlama çabalarının başarı olup olmayacağı belirsizliğini koruyor. Bilal Erdoğan’ın Gazze’de düzenlediği miting, Filistinlilere destek amaçlı olarak yapıldığında anlam kazanıyor. Ancak Türkiye’nin çıkarları açısından bu durumun nasıl gelişeceği zamanla belli olacak.

***

Dört bir yandan da yıl sonu itibarıyla ortaya çıkan manzara, net bir şekilde tanımlanıyor. Yeni yıl, eski krizlerin sona erdiği değil, daha karmaşık bir dönemin başlangıcı olarak görünmekte. Yangınlar ve yaslar, dünya genelinde kırılganlıkları yine hatırlatıyor; siyasi değişimler ise 2026’nın yalnızca zorlu değil, aynı zamanda belirleyici bir yıl olacağını işaret ediyor.

2026’ya giden yol boyunca Orta Doğu’dan New York sokaklarına uzanan hikâyeler, evrensel bir sorunun hala tartışıldığını gösteriyor: Güvenlik mi, dönüşüm mü?

“`

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir