Yas ile nasıl başa çıkılır? Beyin hayatta kalma moduna geçiyor

Yas evrensel bir deneyimdir. Yası anlamak normal yaşantınıza daha hızlı dönmenizi sağlayabilir ve hatta değişim için ilham yaratabilir.

Ülkemiz halen tarihi deprem felaketinin etkilerini yaşıyor. Bunun yanısıra dünya çapında milyonlarca kişinin hayatını kaybettiği ve artık grip gibi daha kronik bir hale gelen COVID salgınının üçüncü yıl dönümünde bulunuyoruz. Diğer yandan Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ve bu savaş ile yükselen gıda fiyatlarının küresel açlığı daha da artırma ihtimali var. Bu yıl normalden sıcak geçen kış ise insanlığın uzun problem listesindeki küresel ısınmayı akla getiriyor.

Toplum çapındaki trajediler hiç bitmeyecekmiş gibi görünüyor. Benzer şekilde bu olaylar insanların psikolojisini olumsuz etkiliyor. Bilinçli olsun ya da olmasın, daha belirgin keder kaynaklarının üstüne güvencenizi kaybettiğinizi düşünüp bir de bunun yasını tutuyor olabilirsiniz. Ancak bu hisler, sürekli evrimleşen bu dünyada ilerlemeniz için gereken değişimi gerçekleştirmenize de yardımcı olabilir.

HEM PAYLAŞILAN HEM DE ÖZGÜN BİR DENEYİM

Kaza gibi bazı trajediler, belli bir insan grubunun tamamında yankı bulur. Danışmanlık servisi A Grieving World’ün kurucusu ve mortisyen Kriss Kevorkian, “Yas, kayba karşı verilen normal bir tepkidir” diyor. “Yas toplu olduğunda, bunu daha fazla insanla daha büyük bir ölçekte yaşarız.”

Populer Science Türkçe’de yer alan detaylarda toplu yas, doğrudan etkilenen insanları şahsen tanımasanız bile yaşanabilir. Kevorkian bu gibi durumların, hayatı ve ailenizin güvenliğini düşünmenize sebep olduğunu söylüyor.

Daha genç olan nesiller, toplu yasa karşı en savunmasız kesim haline gelmiş durumda. Kevorkian, hükümetlerin iklim değişimini durduramaması yüzünden çocukların daha çaresiz ve duyarsız hale geldiğini belirtiyor. Greta Thunberg gibi gençler iklim değişimi konusunda ses çıkardığında, bu insanlarla dalga geçiliyor ve kişiler sözlü tacize uğruyorlar.

YASLI BEYİN SİS İÇİNDEYMİŞ GİBİ HİSSETMEYE NEDEN OLABİLİR

Yas vücudunuz bir köşesinde kalmıyor, tamamınızı tüketiyor. Bütün gece dönüp durmaktan, kendinizi normalden daha yorgun hissedebilirsiniz. Belki de iştahınızı kaybetmişsinizdir veya kusmamak için kendinizi zor tutuyorsunuzdur. Araştırmalar yasla geçen ilk birkaç ayın, vücudunuzun bağışıklık sisteminin faaliyetini etkileyebileceğini ve damar tıkanıklığı tehlikesini artırabileceğini gösteriyor.

Hüzün, öfke ve yalnızlık zihninize yük bindirdiğinde, diğer meselelere odaklanmaya pek yer kalmıyor. “Yaslı beyin”, kendinizi sis içindeymişsiniz gibi hissetmenize neden olabilir. Bitkileri sulamak veya çöpü dışarı çıkarmak gibi gündelik işler çok zor hale gelebilir. Kaybınızı zihninizde işlemeye çalışırken, anahtarları son koyduğunuz yer ya da doktor randevunuz gibi şeyleri unutabilirsiniz.

Yaslı beyin, zihninizin stresi ve duygusal travmayı bir tehdit gibi algılayıp bütün vücutta savaş ya da kaç tepkisini tetiklemesi yüzünden gerçekleşiyor. Amigdala gibi beyin bölgeleri, stres kaynağını takip etmek için bu alarmı stres hormonları yoluyla gönderip nabzınızı ve tansiyonunuzu yükseltir. Bunun karşılığında anksiyete ve panik seviyeniz artış gösterir.

Bu ağır duygunun üstesinden gelmediğinizde, beyniniz sürekli bir hayatta kalma moduna geçerek kendini korur. Tehlikede olduğunu düşünerek amigdala gibi korku merkezlerine daha fazla enerji ve kaynak ayırır. Beyniniz ayrıca mecazi anlamda uzaklaşarak da stres kaynağından kaçmaya karar verebilir. Örneğin olumsuz duygulara zihinsel bir mola vermenizi sağlamak için günlük olaylardan uzak durabilir. ABD’nin Teksas eyaletinde yer alan Visual Healing Therapeutic Services kurumunda yas ve travma uzmanı olarak çalışan Jasmine Cobb, “Yasınıza nasıl yaklaşacağınızı belirlemek, gerçekleri görmezden gelmenin veya reddetmenin aksine iyileşmeyi teşvik edebilir.”

Meditasyon ve farkındalık ile geçmişi yeniden yaşamak ya da kendinizi gelecekteki tehditlerden soyutlamak yerine şimdi zamana odaklanmanıza yardımcı olabilir. Sürekli kötü haberler okumak veya haber bülteni izlemek yerine dışarı çıkıp 30 dakikalığına yürümek, zihninizi arındırıp sakinleştirmenize yardımcı olabilir. Ağlamak da oksitosin ve endorfin gibi kendinizi iyi hissetmeyi sağlayan hormonlar yaydığından, stresi azaltmanın sağlıklı bir yoludur.

Yas tutmanın normal bir süresi yoktur. Aylar ya da yıllarca yas tutabilirsiniz ve sonrasında sadece bir haber veya film acınızı yeni baştan tetikleyebilir. “Cidden katlanamadığım iki kelime var: ‘Aş artık’” diyor Kevorkian. “Yas asla bitmez.”

Zaman yas tutma sürecine yardımcı olabilse de, kayıpla ilgili duygularınız ve çözülmemiş meseleler üzerinde aktif biçimde çalışıyor olmanız önem taşıyor. Cobb ister bir aile dostunuz olsun, ister bir terapist veya ruhani lider; güvenebileceğiniz biriyle konuşmanın önemli olduğunu söylüyor. Yas paylaşmanın da etkisi var. Benzer bir tecrübe yaşayan insanlar, yasınızla başa çıkmada yardımcı olabilir. “Size destek olabilecek insanları bulun” tavsiyesinde bulunuyor Cobb.

EYLEME DÖNÜŞTÜRMEK MÜMKÜN

Kevorkian, yasın hayatın en büyük öğretmenlerinden biri olduğunu söylüyor. Şimdiki zamanda yaşamayı ve şu an sahip olduğunuz her şeyin değerini bilmeyi öğretiyor. Kevorkian, kabulün ötesinde eyleme geçmenin de kontrolünüzün dışındaki olaylarla mücadele ederken hissedebileceğiniz umutsuzluğun bir kısmıyla mücadele etmenize yardım edebileceğini belirtiyor.

Acıyı süregelen değişime dönüştüren grupların bir örneği de Alkollü Araç Kullanmaya Karşı Olan Anneler (MADD). 13 yaşındaki Cari Lighther, 1980 yılında sarhoş bir sürücü yüzünden hayatını kaybetti. Sürücü ise dördüncü kez alkollü araç kullanmaktan hapse girmiş ve hapisten iki gün önce çıkmıştı. Cari’nin annesi Candace, sonraki yıllarda kızının fotoğrafını ve kaza hikayesini kullanarak farkındalık yaratacak ve Kaliforniya eyaletinin trafik güvenliği yasalarını değiştirecekti. Candace daha sonra, yas tutan diğer ebeveynlere yaşadıkları trajedinin boşuna olmadığını hissetme fırsatı sunan politik bir destek grubu olan MADD’ı oluşturacaktı.

“Üstümüze yorganı çekip yataktan kalkmamak ve çaresizlik için debelenmek kolaydır” diyor Kevorkian. Fakat eyleme geçmek için kendinizde cesaret bulmak, gerçekleri görmenize ve benzer dertlerden muzdarip diğer kişilerle bağlantı kurmanıza yardımcı olabilir. Zaman ve çabayla birlikte, dünyanın kasvetinin biraz daha azalacağını ümit ediyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir